Tarihe Tanıklık Eden Şehir; Edirne

1-EDİRNE GEZİ REHBERİ

Barındırdığı tarihi eserler, kendine has kültürel değerleri ve eşsiz manzarasıyla sultanlar şehri, şehirlerin sultanı olarak anılan Edirne. Osmanlı Devletine 92 yıl başkentlik yapmış, çarşıları, camileri, kırkpınarı ve köprüleriyle bir açık hava müzesi olan tarihe tanıklık etmiş bu şehri gelin birlikte keşfe çıkalım.  

Edirne; Türkiye’nin kuzey batısında, Marmara Bölgesi’nin Trakya kesiminde, Yunanistan ve Bulgaristan sınırında, Avrupa Ülkelerine ulaşımda köprü görevi gören bir kenttir. Aynı zamanda birçok medeniyete ev sahipliği yapan Edirne; camileri, türbeleri, çeşmeleri, mescitleri, köprüleri, hanları, çarşıları ile adete bir açık hava müzesidir.

Tarihte Edirne

Edirne’nin, ilk çağda Orta Asya’dan göç edip buraya yerleşen Traklar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Daha sonraları, Büyük İskender zamanında Roma İmparatorlarından Hadrianus tarafından yeniden kurulmuşçasına imar edilen şehir, onun adına izafeten Hadrianapolis olarak anılmıştır. Bir aralar Bulgar egemenliğine geçmiş ve 1361 yılında I. Murat zamanında Lala Şahin Paşa tarafından fethedilene dek Bizans egemenliğinde kalmıştır. 1453 yılında İstanbul’un fethine kadar 92 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun payitahtı olan kent, daha sonraki yıllarda “Paşa Sancağı” adıyla Rumeli Beylerbeyliği’ne bağlı bir vilayet olarak kalmıştır.

Edirne her zaman kültür olaylarının yoğun yaşandığı bir kent olmuştur. Mimari yenilikler bu kentin yapılarıyla gelmiş; hat ve süsleme sanatının en güzel örnekleri burada verilmiş, çok sayıda medresesi yoğun tartışmalara tanık olmuş, tıp tarihine geçen ilk uygulamalar burada başlamıştır. Kimliğini asıl Osmanlı döneminde bulan ve imparatorluğun ikinci kenti olan Edirne, kültürel mirasımızın en yoğun hissedildiği bir kenttir. Edime, camileri, çarşıları, köprüleri, tarihi evleriyle ve özellikle de Muhteşem Selimiye ile ülkemize gelenleri ilk karşılayan ve bir sınır kenti olma özelliğini en iyi yansıtan kentimizdir.

Edirne Selimiye Camii

2-EDİRNE’YE NASIL GİDİLİR?

Edirne gerek D-100 devlet yolu, gerekse TEM otoyolu üzerinden İstanbul‘a dolayısıyla Anadolu’ya ve D-550 devlet yolu ile Çanakkale‘den Ege’ye bağlanan karayollarının üzerindedir.

Ayrıca Kapıkule Sınır Kapısı’ndan Bulgaristan ve Avrupa’ya sadece karayoluyla değil demiryolu ile de bağlanmaktadır. Pazarkule ve İpsala Sınır Kapısıyla karayolundan, Uzunköprü demiryolu ile de Yunanistan‘a ulaşım sağlanmaktadır.

  • Tekirdağ Edirne arası yaklaşık 142 km mesafede ve araçla yaklaşık 1 saat 45 dakika kadar sürmektedir.
  • İstanbul Edirne arası yaklaşık 238 km mesafede ve araçla yaklaşık 2 saat 28 dakika kadar sürmektedir.
  • Ankara Edirne arası yaklaşık 688 km mesafede ve araçla yaklaşık 6 saat 40 dakika kadar sürmektedir.

Edirne tatilinize ne kadar mesafede olduğunuzu görmek için aşağıdaki harita uygulamasını kullanabilirsiniz. Yapmanız gereken çok basit. Edirne için nereden yola çıkacağınızı hareket noktası alanına yazın ve sonra yol tarifi al butonuna tıklayın.

3-EDİRNE’DE GEZİLECEK YERLER

Edirne Şehir Planı

Bir çok medeniyete ev sahipliği yapan Edirne, Türkiye’nin Avrupa’ya en yakın yerleşmesi aynı zamanda ülkenin Avrupa’ya açılan kapısı niteliğindedir. Bir çok medeniyet ile Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapan Edirne’de,  Osmanlı mimarisini doruk noktalara taşıyan görkemli dini yapılar ile sivil mimarlık örnekleri, medreseler, köprüler gibi bir çok gezilip görülecek eser bulunmaktadır.  Edirne gezimizi mesafeleri göz önünde bulundurarak üç güzergaha bölelim.

YOUTUBE’da BEKLERİZ …

             3.1.Selimiye Camii ve Civarı

Edirne geziniz sırasında konumuz civarında nerelerin gezilebileceğini, nerelerin yürüş mesafesinde nerelerin araçla gidilmesi gerektiğini görebilirsiniz. Şu an Selimiye Camii’ndeyiz. Bize yakın gezi noktaları ve mesafelerini görmek için TIKLAYINIZ…

Edirne Selimiye Camii

Selimiye Camii ve Külliyesi

Edirne denildiğinde ilk akla gelen eser Selimiye Camii. Kentin tacı olarak bilinen, cami görenleri uzaktan bile büyülüyor. Hemen dışında Mimar Sinan’ın bir heykeli yapılmış. İçine girdiğinizde ise kubbenin yüksekliği ve büyüklüğü karşısında adeta nefesiniz kesiliyor.  

Selimiye camii şehrin merkezinde Sarıbayır ve Kavak meydanları’nın bulunduğu Yeni Mahalle semtindedir. Çok uzaklardan bile dört minaresi ile göze çarpan yapı kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar Sinan’ın iyi bir mimar olmasının yanında iyi bir şehircilik uzmanı olduğunu da göstermektedir.

İstanbul’dan önce Osmanlı Devletine 88 yıl Başkentlik yapan Edirne ile özdeşleşerek kentin simgesi hale gelen Selimiye Camii, bütün ihtişamıyla dünya mimarlık tarihine geçmiş bir Mimar Sinan eseridir.  Edirne’nin ve Osmanlı İmparatorluğu’nun simgesi olan camii, Mimar Sinan’ın 80 yaşında yaptığı ve ustalık eserim dediği bu heybetli eser, Osmanlı Türk sanatının ve dünya mimarlık tarihinin baş yapıtlarındandır. 

Kesme taş kullanılan ve iç bölümüyle bin 620 toplamda ise 2 bin 475 metrekarelik bir alan kaplayan cami, mimarlık tarihinde en geniş alan kaplayan bir yapı olarak nitelendirilmektedir. Mimarisindeki bir çok detay ise onu daha da önemli kılmaktadır. Toplamdaki 32 kapısı islam dinindeki 32 farzı, pencerelerdeki 5 kademe islam’ın 5 şartını, 12 şerefesi 12. Padişah 2.Selimi, toplamda 99 pencere ise Allah’ın 99 ismine ithaftır. 

Osmanlı döneminin en başarılı eserleri arasında kabul edilen Selimiye Camii, 1575 yılından bu yana tüm heybetiyle dimdik ayakta ve her gün binlerce ziyaretçisini ağırlamaya devam ediyor. II. Selim zamanında yapılan cami, dönemin koşulları düşünüldüğü zaman tam bir mimari harika olarak göze çarpıyor.  İşte bu sebepten Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi UNECCO Dünya Miras Komitesi’nin 2011 yılında aldığı karar kapsamında kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir. 

Edirne İl merkezi Meydan mahallesi Mimar Sinan caddesinde yer alan Selimiye Camii 7 gün 24 saat ziyarete açıktır.

Selimiye Arasta Çarşısı

Selimiye Arasta Çarşısı

Edirne İl merkezinde Selimiye Camii yerleşkesi içerisinde yer alan Selimeye Arastası yada Arasta Çarşı olarak bilinen yapı, 1590 yılında Selimiye Camii’ne gelir sağlamak amacıyla III. Murat tarafından mimar Davut Ağa’ya yaptırılmıştır. Arasta aslında benzer meslek gurubundan insanların bir arada olduğu çarşı anlamındadır. 225 metre boyunda 73 kemerli ve 4 kapılı çarşıda 124 adet dükkan bulunmaktadır. Selimiye Camii ile olan bağlantısı, çarşı içinden geçerek camiye ulaşılmasından dolayı çarşı içinde çoğunlukla hediyelik eşya satan dükkanlar  ile geleneksel Edirne lezzetleri bulunmaktadır.  Selimiye Camii ziyaretçileri genelde bu çarşıya uğramaktadır. 

Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi

Selimiye Camii Külliyesi’nin içerisinde yer alan Dar-ül Tedris Medresesi içerisinde yer alan 14 farklı oda ile avlusunda Türk ve İslam dönemine ait çok değerli eserler sergilenmektedir.  Müzenin Pehlivanlar odasında Kırkpınar güreşlerinin ünlü baş pehlivanlarının fotoğrafları ile Kırkpınar ağası giysili, kısbetli mankenler bulunmaktadır. Tekke Eşyaları odasında dergahlardan toplanmış çeşitli eşyalar, Sultan II.Beyazıt külliyesinin kapıları, büyük ölçüde mumlar, el yazmaları, levhalar, alemler, zikir tespihleri, son şeyhülislamın giysisi, fildişi ve sedef kakmalı Kur’an mahfazaları ve Mevlevihane’ye ait eşyalar bulunmaktadır. Ayrıca işlemeler de onları tamamlamaktadır. Balkan Savaşı ile ilgili fotoğraflar, sancaklar, çeşitli çiniler, Çanakkale seramikleri, porselenler, Edirne Sarayında 1973 yılında yapılan kazıda çıkarılan duvar çinileri, cam eşyalar, yemek kazanlar, çeşitli ölçü aletleri, fenerler, mangallar, zemzemlikler, sedef kakmalı koltuk takımları, çeşitli ağaç işi örnekleri müzedeki başlıca eserlerdir.  

Türk İslam Eserleri Müzesi kış saati uygulamasında 09:00 ile 17:30 saatleri arasında yaz saati uygulamasında 09:00 ile 19:00 saatleri arası haftanın her günü ziyaretçilerine açık olup giriş ücreti 5,00 TL dir.  Müze kart geçerlidir.

Edirne Selimiye Vakıf Müzesi

Selimiye Vakıf Müzesi

Selimiye Külliyesi içerisinde, Selimeye Camii”nin güneybatı köşesinde yar almaktadır.  Cami, Dar’ül Hadis ve Dar’ül Kurra Medreseleri ve mektepten oluşan külliye 2006 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilerek Selimiye Vakıf Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Müzede; Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı cami ve mescitlerden elde edilen tarihi eser niteliği kazanmış teberrukat  eşyalarından örnekler, Osmanlı dönemine ait yapıların onarımları sırasında ele geçen çini parçaları, lüleler, Vakıf cami ve mescitlerinden gelen hat levhalar, Kur’an-ı Kerimler, şamdanlar, hilyeler, usturlaplar, rahleler,  çini parçaları ve değişik objeler sergilenmektedir. Ayrıca dershane olarak kullanılan büyük odada yapının özgün işlevini yansıtan bir canlandırmaya yer verilmiş, revak bölümünde de Mimar Sinan anlatılmaya çalışılmıştır.

Selimiye Vakıf Müzesi haftanın her günü 09:00 ile 17:30 saatleri arasında ziyaretçilerine açık olup giriş ücretsizdir. 

Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

İki bölüm ve bahçe sergilemelerinden oluşan ilave bir bölüme sahip Edirne Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi, Selimiye Camii doğu kapısının 50 metre ilerisinde; Osmanlı mezar taşlarının sergilendiği alanın karşısında yer almaktadır. 1971 yılında hizmete açılmıştır. 

Bahçede hemen girişte Arkeoloji bölümünde Roma dönemine ait lahitler, dolmen ve menhirler; hemen arkasında ise Osmanlı dönemine ait mezar taşları bulunmaktadır. Bahçede ayrıca Helenistik, Roma ve Doğu Roma  dönemlerine ait sütün başlıkları, heykeller ve Osmanlı Dönemine ait su kültürü ile ilgili olan Edirne’nin balıklı havuzları ve kuşlukları sergilenmektedir. Müzenin bahçesinde Hacılar Dolmeni kazısında çıkan eserler, mermer heykeller, Traklara ait tanrılaştırılmış mezar stelleri müzede sergilenen bölgesel eserlerdir. Takılar, pişmiş toprak, cam eserler, heykeller ve sikkeler ise dönemlerine ait vitrinlerde sergilenmektedir. 

Etnografya bölümünde ise gelin odaları, halılar,işlemeler, Edirne kari yüklükler, ibrikler, buhardanlıklar, balkanlara ait yöresel kıyafetler, Ulu Önder Atatürk’ün Edirne ziyareti sırasında kullandığı bazı özel eşyalar, Edirne evleri, Şarköy kilimleri, çeşitli işlemeli giyim eşyaları gibi birçok obje bu müzede sergilenmektedir. 

Edirne Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi kış saati uygulamasında 09:00 ile 17:30 saatleri arasında, yaz saati uygulasın da ise 09:00 ile 19:00 saatleri arasında haftanın her günü açık olup giriş ücreti 5,00 TL dir.  Müzekart geçerlidir.

Edirne Osmanlı Mezar Taşları Sergi Alanı

Osmanlı Mezar Taşları Sergi Alanı

Edirne’nin bir çok kabristan ve haziresinden getirilen mezar taşlarının sergilendiği bu alan Selimiye Camii’nin arkasında Arkeoloji ve Etnoğrafya müzesinin karşısında yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’na 92 yıl başkentlik yapan Edirne’de 70 yeniçerinin mezar taşları da restore edildikten sonra Osmanlı Mezar Taşları Alanı’nda sergilenmeye başlandı. Ücretsiz olarak ziyaret edilen bu alan haftanın her günü sabah 09:00 ile 17:30 saatleri arasında ziyaretçilerine açıktır. 

Edirne Eski Camii

Eski Camii

Bursa Ulu Camii’ne benzeyen, teknik olarak ondan daha iyi olduğu söylenen  çok kubbeli ve çok ayaklı camiler grubundadır. Edirne Ulu Camii olarakta bilinen yapı Edirne’nin Osmanlıdan günümüze ulaşmış en eski yapılarındandır. Yıldırım Bayezed’in oğlu Emir Süleyman tarafından 1403 yılında yapımına başlanan camii yine Yıldırım Bayezed’in oğlu I. Mehmet zamanında 1414 yılında bitirilmiştir.  Mimarı Konyalı Hacı Alaaddin, kalfası Ömer Bin İbrahim’dir.  Edirne’de duaların kabul edildiği dört yerden biri olarak kabul edilen Eski Camii’nin dokuz kubbesi, biri tek, diğeri çift şerefeli iki minaresi  bulunmaktadır. Bu camide en göze çarpan detay payelerle duvarlarında iri ama bir o kadar da estetik duran yazılarıdır. Bursa Ulu Camii’de olduğu gibi Eski Camii’inde ahşap müezzin mahfili bulunmaktadır. Mihrabın hemen sağında Kabe’den getirtildiği rivayet edilen Kabe taşı cami içinde özel bir ziyaret noktasıdır. 

Edirne Rüstem Paşa Kervansarayı

Rüstem Paşa Kervansarayı

Edirne merkezde Eskii Camii’nin arkasında yer alan Rüstem Paşa Kervansarayı 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve sadrazamı Damat Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Dikdörtgen ve iki kat halinde 102 odalı avlulu bir handır. Ön cephelerde bulunan 21 adet dükkan Kervansaray’a gelir getirmek üzere yapılmıştır.   1972 yılında Otel haline getirilmiştir. Bu restorasyonda gösterilen başarı nedeniyle de Ağa Han Mimarlık Ödülü kazanılmıştır.

Edirne Bedesten Çarşı

Bedesten Çarşısı

Çelebi Sultan Mehmet zamanında Eski Cami’ye gelir temin etmek için yapılmıştır. Mimar Hacı Alaeddin tarafından  1417-1418 tarihleri arasında yapılan çarşı erken Osmanlı Dönemi çarşılarının ayakta ve kullanılır durumdaki en ilginç örneklerindendir. Dikdörtgen ve 14 kubbeli olarak yapılan bu yapı 41 metreye 78 metre ölçülerinde çatısı kurşunla kaplı  ve dört cephesinde 54 dükkan bulunmaktadır.

Evliya Çelebi; “İçinde değerli eşya alınıp satılan yer” anlamına gelen Bedesten için: “Burada Mısır Hazinesi değerinde olan elmas ve mücevherler zengin tacirlerin dolapçıklarında gözleri kamaştırır; çarşıyı 60 gece bekçisi beklerdi.” şeklinde yazmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselme devrinde çok hareketli bir alışveriş merkezi olan bu çarşıda çok değerli mücevherler satan dükkanlar bulunurken,  günümüzde de kent merkezinde ki canlı alışveriş merkezlerindendir.

Edirne Ali Paşa Çarşısı

Ali Paşa Çarşısı (Kapalı Çarşı) 

Edirneliler’in daha çok Kapalı Çarşı adıyla andıkları Ali Paşa Çarşısı Kanuni Sultan Süleyman’ın son yıllarında dört yıl kadar Sadrazamlık yapan Hersekli Semiz Ali Paşa tarafından 1569 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Yaptırılmasındaki maksat altın ve gümüş gibi değerli eşyalar satan ticaret erbabını bir çatı altında toplayıp, bu ticaret erbaplarının korumasını kolaylaştırmaktır.

Edirne’nin ticari hayatı bakımından yerli yabancı turistlerin akınına uğrayan Alipaşa Çarşısı’nda 130 dükkan ve 6 kapı bulunmaktadır. Altı kapının ilk ikisi iki ucunda olup, ortadaki iki yöne açılır ve ortakapı olarak bilinir. Diğer ikisi de doğuya bakar. Güneyindeki kapı (İğneciler ve Balıkpazarı Kapısı) Direkler Çarşısı’na açılır. Tarihçilere göre bir zamanlar bu çarşıda dükkan sahibi olmak; çok zengin ve ayrıcalıklı kişilere özgüydü. Günümüzde çarşıda altın ve gümüş gibi kıymetli eşya ticareti yapan dükkanlara çok az rastlanmaktadır. Çarşıda bugün daha çok değişik ticaret erbapları faaliyette bulunmaktadır.

Edirne Üç Şerefeli Camii

Üç Şerefeli Camii

Üç Şerefeli Camii’de dönemin imar hamlesinin bir örneği olarak 1438-1447 yılları arasında II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Dikörtgen biçimimde, 2000 metrekare iç alanı olan camii’nin mimarı kim olduğu bilinmemektedir. Üç Şerefeli Camii’nin Selimiye Camii yapılana kadar en ihtişamlı yapı olduğu söylenmektedir.  Bir rivayete göre II: Murat’ın caminin açılışından önce Üç Şerefeli Camii’in merdivenlerinde Cebrail, Mikail ve İsrafil’i gördüğünü, rüyasının anısına merdivenlerin yanlarına üç büyük taş diktiği söylenmektedir. Üç Şerefeli Cami’nin minaresinin 67.62 metre boyuyla Selimiye Camii’nin minaresinden sonra en yüksek minare olduğu, caminin 6 şerefesi olduğu ve  bu şerefelerin hepsine ayrı merdivenlerden çıkıldığını söylenmektedir. 

Saraçlar Caddesi

Saraçlar Caddesi

Müze, camii, kervansaray derken Edirne gez gez bitmiyor. İstanbul’un istiklal caddesi ne ise, Edirne’nin saraçlar caddesi o. 700 metre uzunluğunda, trafiğe kapalı,  içinde bir çok tarihi mekanı barındıran bu cadde de alış veriş yapabilir, fotoğraf çekebilir yada boş boş dolaşarak kafanızı dağıtabilirsiniz.

Edirne Büyük Sinagogu

Edirne Büyük Sinagogu

Merkeze bağlı Kaleiçi beldesinde yer alan Edirne Büyük Sinagogu, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük sinagogu olarak biliniyor. 1,5 dönümlük bir arazi üzerinde sinagog binası, idari ve müştemilat binaları ile büyük bir kompleks olarak kurulmuştur. 1492 yılında Avrupa’daki baskılardan kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Seferad Cemaati aracılığıyla inşa edilen sinagogu, 1905 yılında çıkan yangında yanmıştır. 1907 yılında Osmanlı padişahi II. Abdülhamit’in emri ile yeniden inşa edilmiş, en son 2010 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilen sinagogu 26 Mart 2015 tarihinde hizmete açılmıştır. Edirne Büyük Sinagogu mesai saatleri içerisinde ücretsiz olarak ziyarete açıktır.   

3.2.Sarayiçi Bölgesi

Dedim ya Edirne gez gez bitmiyor.  Selimiye Camii ile arası yaklaşık 1,5 km olan Saray içi bölgesine geçerek gezimize devam ediyoruz. Hani şu basında sık sık duyduğumuz “Tunca Nehri’nin taşması sonucu, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Saray içi Er Meydanı ve Balkan Şehitliği sular altında kaldı.” Neyse ki biz gittiğimizde sular altında değildi, rahatça gezebildik. Kanuni ve Fatih köprülerinden geçerek Saray içi bölgesine ulaşıyoruz. Saray içine yaklaşırken hemen yanında Kırkpınar Er Meydanı stadına ulaşıyoruz.

Edirne Kırkpınar Sahası

Edirne Sarayiçi Er Meydanı

Kırkpınar aslında bir efsanedir. Kırkpınar yağlı güreşleri ile ilgili bir çok söylenti olsa da en yaygın olarak anlatılanı gelin bir de bizden dinleyin; “Rumeli’nin fethi sırasında Orhan Gazi’nin kardeşi Süleyman Paşa 40 askeriyle Domuzhisarı Kalesi ile birlikte birkaç kaleyi de ele geçirir. Bu birlik geri dönerken, bu gün Yunanistan sınırları içerisinde kalan Samona’ daki molalarında güreş tutuşurlar. Bunlardan ikisi yenişemezler.  Daha sonra iki güreşçi 6 mayısta bir Hıdırellez günü yeniden güreşe tutuşurlar. Güreş sabah erken saatlerde başlayıp gece yarısı iki güreşçinin ölümüne kadar sürer.  Ölen bu iki güreşçi arkadaşları tarafından orada bulunan bir incir ağacının altına defnedilirler. Yıllar sonra arkadaşları aynı yere tekrar geldiklerinde İki pehlivan arkadaşlarının gömülü oldukları yerde temiz ve gür pınarların şırıl şırıl aktığını görürler. Bunun üzerine o yer “Kırkpınar” olarak adlandırılır ve böylece Kırkpınar Yağlı Güreş geleneği başlar.” 

Olimpiyatlardan sonra dünyanın en eski spor organisazyonlarından birisi olan yağlı güreşler yaklaşık 94 yıldan bu yana Edirne Sarayiçi Er Meydanı’nda yapılıyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne giren yağlı güreşler için her yıl binlerce kişi Edirne’ye akın etmektedir. Kırkpınar Er Meydanı stadının önünde baş pehlivanların heykelleri bulunmaktadır.  Bu yazıyı hazırlarken cazgır’ın pehlivanları er meydanına güreşmek için salmadan önce söylediği salavatları duyar gibiyim. “Alah, Allah İllallah. İki yiğit çıktı meydana. Biri Birinden merdane…..”

Edirne Sarayiçi

Edirne Sarayiçi

Tunca nehri kenarında 300-355 bin m2 lik bir alanda kurulmuş olan saray’ın yapımına 1450 yılında II. Murat zamanında başlanılmıştır. II. Murat’ın ölümünden sonra bir süre durmuş olan saray inşaatı, Fatih Sultan Mehmet tarafından 1475 yılında tamamlanmıştır. Arada bir çok ilaveler ve tadilatlar gören saray, 1718-1768 yılları arasında, hiç bir Padişahların Edirne’ye gelmemesinden dolayı sarayda tahribat başlamış, 1752 büyük depremi ve 1776 yılındaki yangın tahribat sürecini hızlandırmıştır.  1829 yılında Edirne’yi işgal eden Ruslar sarayı ordugah olarak kullanarak büyük zarar vermişlerdir. 1876-77 Rus savaşında saray civarında yığılan cephanenin patlatılması ile üç gün süren patlamalar sonucu sarayın bir çok yapısı yıkılmıştır. 

Bugün Fatih köprüsünden kuzeye  bakıldığında saraydan ayakta kalanlar saray mutfakları, saray mutfağının onarımı yeni yapılmıştı. Ortada babüssade olarak bilinen sarayın saadet kapısı, saadet kapısının sağ yanında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Cem sultan’ın doğduğu yer olan cihannüma yada has oda kasrı, onun sağ tarafında kum kasrı hamamı yarımda olsa ayakta olan yapılardır.  Fatih köprüsünün baş ucunda yer alan Adalet kasrı dimdik ayaktadır.

Adalet Kasrı

Adalet Kasrı

1562 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Adalet Kasrı, Selçuklu Mimari tarzında ve taştan inşa edilmiştir. Yargıtay olarak kullanılan bu kasır’ın ilk katında şerbethane, ikinci katında divan katipleri, en üst katta Divan Heyeti’nin toplandığı mermer salon bulunmaktadır. Divan’ın toplandığı salon ortasında Edirnekari mermer bir havuz ile köşede kafes arkasında padişahın tahtı yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın kanunları burada yazdığı söylenmektedir. İçine girilmeyen, kapısında büyük bir kilit olan Adalet Kasrını sadece dışarıdan fotoğraflayabildik.

Edirne Balkan Şehitliği

Sarayiçi Balkan Şehitliği  

1912-1913 yılları arasında gerçekleşen Balkan Savaşları sırasında şehit düşen 300.000 asker ile Sarayiçinde bir çok bulaşıcı hastalıkla, aç susuz bırakılarak, ağaç kabukları yiyerek hayatta kalmaya çalışan ve bu zor şartlar altında bir çok insanın hayatını kaybettiği asker-sivil 20.000 kişinin anısına Kültür Bakanlığı tarafından yaptırılarak 1994 yılında ziyarete açılmıştır. Bu şehitlikte dolaşırken Türkiye’nin her köşesinden insanın olduğunu göreceksiniz. Sarayiçinde yer alan bu şehitlik ile diğer yapıları ücretsiz olarak günün her saati gezebilirsiniz.

Sarayiçi gezimizden sonra Sarayiçi’ne yaklaşık 1200 metre mesafede yer alan Sağlık müzesi ile II. Beyazıt Külliyesine doğru ilerliyoruz.

Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi

Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi

Edirne Sağlık Müzesi olarak ta bilinen Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, her türlü hastalığı müdahale etmiş bir hastane olmasına rağmen sonraları sadece ruh ve akıl sağlığı bozuk hastalara hizmet vermeye başlamıştır.  Edirne Sağlık müzesi; Selimiye Camii’nden sonra en çok ziyaret edilen yerdir. Trakya Üniversitesi bünyesinde, külliyenin darüşşifa binasında kurulan müzede hekimliğin gelişmesinin yanı sıra değişik sağlık hizmetleri hakkında bilgiler veren bölümler mevcuttur. İkinci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi, 2004 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü ile ödüllendirilmiş olup, 2007 yılında da Avrupa Kültür Mirası tarafından En İyi Sunun ödülüne layık görülmüştür. Müze içerisindeki odalarda plastik mankenler kullanılarak dönemin tedavi yöntemleri ziyaretçilere anlatılmaya çalışılmıştır. Müzeyi her gün 09:00-19:30 saatleri arasında 5,00 TL ücret karşılığı gezebilirsiniz. Müze kart geçmiyor.

Sultan II. Bayezid Külliyesi sağlık Müzesi için TIKLAYIN…

 3.3.Karaağaç Bölgesi

Karaağaç

Selimiye camii’ni merkez kabul ederek Edirne’yi keşfetmeye devam ediyoruz. Tunca ve Meriç köprülerinden geçerek Karaağaç ‘a doğru ilerliyoruz. Karaağaç Edirne’nin güney batısında, Selimiye Camii’ne yaklaşık 5 Km mesafede bir mahalledir.  Meriç nehrinin 2 Km batısında, Yunanistan sınırına ise 4 Km uzaklıktadır. 

Edirne Karaağaç

Karaağaç Lozan Antlaşması ile birlikte savaş tazminatı olarak Yunanistan’dan alınıp topraklarımıza katılmıştır. Şehrin kaçılacak noktalarından bir yer olan Karaağaç, kendine has mimarisi, arnavut taşı döşeli yolları ve yeşil doğal ortamı ile gezilmesi gereken yerlerden birisidir. Meriç ve Tunca nehirleri arasında daha çok yeme içme üzerine çay bahçeleri, turistik mekanlar, Et balık restoranları, Kamu Kuruluşlarına ait sosyal tesisler bulunmaktadır. Aslına bakarsanız Karaağaç’ı yürüyerek keşfetmek kadar güzel bir şey olamaz. O güzelim kuş sesleri ve yeşilin arasında yürümek çok keyifli olacaktır. Yok yürüyemem derseniz, bisiklet kiralayarak çok keyif alacağınız bir tur yapabilirsiniz.  Sokaklarında gezmeye doyamadığım Karaağaç’a en azından 1 gün ayırmanızı tavsiye ediyorum. Birde akşam güneşin batışını mutlaka Meriç Köprüsünden izleyin.  Haydi! Huzur dolu Karaağaç sokaklarında turumuza başlayalım!….

Edirne Kent Ormanı

Edirne Kent Ormanı

Edirneliler’in özellikle hafta sonları ilgi gösterdikleri yerlerden birisi olan Edirne Kent Ormanı, diğer adıyla İzzet Arseven Kent Ormanı, söğütlük olarak ta bilinen bir bölgededir. Yüksek ağaçlarla kaplı ormanda çeşitli işletmeler, sosyal tesisler, çocuk parkları ve spor alanları bulunmaktadır. 250 dönüm arazi üzerine kurulu Edirne Kent Ormanı, 2016 yılında 29 yıllığına Edirne Belediyesi’ne devredilmiş fakat içinde ki düzenleme çalışmaları nedeniyle halen tam manasıyla hizmete açılamamıştır.  Kent Ormanı’nın isminin İzzet Arseven olarak anılmasının nedeni, dönemin DYP İl Başkanı olan İzzet Arseven, Edirne halkının ücretsiz kullanımında olan Kent Ormanı’nın bir ihale ile oldu bittiye getirilerek özel işletmeye geçmesine karşı çıkarak ihalenin iptalini istemiştir. Edirne Valiliği’nce bahse konu ihale 1995 yılında iptal olmuş, ama bu iptal sonrası izzet Arseven bir restoranda yemek yerken vurularak öldürülmüştür. Bu hazin hikaye sonrası Edirneliler bu ormanı İzzet Arseven Kent Ormanı olarak anmaya başlamışlardır.

Jandarma Şehitliği ve Anıtı

İzzet Arseven Kent Ormanı’nın hemen bitiminde Jandarma Şehitliği yer alıyor.  1912-1913 Balkan Savaşı sırasında güney cephesinde birliklerimizin büyük çoğunluğunu teslim alan Bulgar birlikleri güneyden Karaağaç yönünden şehre girmeye başlarlar. Şuan ki şehitliğin bulunduğu noktaya yaklaştıkları sırada Jandarma Karakolu çevresinde mevzilenen 9 Türk Jandarma askeri  Bulgar birlikleri ile 3 saat boyunca savaşarak 26 Mart 1913 tarihinde burada şehit olmuşlardır.

Lozan Anıtı

Lozan Anıtı ve Müzesi

Edirne Karaağaç semtinde Trakya Üniversitesi Rektörlüğü alanı içerisinde yer alan Lozan Anıtı, Lozan anlaşması sonrası topraklarımıza katılan Karağaç’ın anısına 29 mart 1988 yılında yapılmıştır. Üç değişik boyda ki sütundan oluşan bu anıt’taki 1. sütün 36,45 metre yüksekliği ile Türkiye’yi, 2. sütün 31,95 metre yüksekliği ile Trakya Bölgesini, 17,45 metre yüksekliği ile 3. sütün Karaağaç semtini simgelemektedir.  Hemen yanında yer alan Lozan Müzesi’nde Atatürk ve İsmet İnönü fotoğrafları ile Lozan anlaşması ile ilgili eserler yer almaktadır. Bu müze haftanın her günü ücretsiz olarak ziyaretçilerine açıktır.

Karaağaç Tren istasyonu

Karaağaç Tren İstasyonu

İstanbul’da yer alan Sirkeci Garı örnek alınarak inşa edilen Karaağaç tren garı, üç katlı ve dikdörtgen bir yapıya sahiptir. İstanbul’un Avrupa’ya açılan  tren yolundaki en önemli istasyonlarından biri olan Karaağaç tren istasyonu bugün Trakya Üniversitesi Rektörlük binası olarak hizmet vermektedir. Garın bahçesinde sembolik olarak bırakılmış raylar üzerinde duran bir kara tren bulunuyor. Ve önü çok kalabalık, baktık ki herkes fotoğraf çektiriyor. Bende nostaljik kara trenin bir kaç kare fotoğrafını alıyorum. 

Instagram’ada BEKLERİZ..

Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

4-EDİRNE’DE YAPILIR?

  • Başta Selimiye Camii ve diğer Camilerini ziyaret etmeden,
  • Edirne’deki Müzeleri görmeden,
  • Ali Paşa çarşısında alışveriş yapmadan,
  • Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile Kakava Şenliklerini izlemeden,
  • Edine’nin yöresel lezzetlerinden Ciğer tavasını, Deva-i misk helvası ile Badem ezmesini yemeden,
  • Meriç Köprüsünde gün batımını izlemeden,
  • Karaağaç’ın huzur dolu sokaklarında gezmeden,
  • Yunanistan sınırına kadar gitmeden

         asla Edirne’den dönmeyin….

5-EDİRNE’DE NE YENİR? NEREDE YENİR?

Tarihsel süreçte birçok uygarlıkların yaşandığı ve bir asra yakın Osmanlı İmparatorluğu’na Başkentlik yapan Edirne, birbirinden lezzetli yöresel yemekleri ile zengin bir mutfak kültürüne sahip. Geniş ve bereketli topraklara sahip olmanın avantajını hayvancılıkta da kullanan Edirne, et yemeklerinde oldukça başarılıdır. Koyun sütünden elde edilen Edirne peyniri, Türkiye’nin birçok yerinde beğenilip sevilerek yenmektedir.  Ancak Türkiye’de tava ciğer denilince ilk akla gelen İlimiz şüphesiz Edirne’dir. Et yemekleri ile öne çıkan Edirne’nin Badem ezmesi, Peynir tatlısı ve Hayrabolu tatlısı meşhur tatlılarındandır.

Edirne Tava Ciğeri

Edirne tava ciğeri olarak bilinen Edirne yaprak ciğeri, dana ciğerinin ince yaprak şeklinde kesilip buğday ununa bulanması ile hazırlanır. Edirne yöresinde yetişen genç danaların kara ciğerinden yapılan tava ciğerinin hazırlanışı ustalık gerektirir. Malzeme seçimi, hazırlanışı, pişirilişi ile servisi maharet gerektirir. Pişirilmesi sırasında kaliteli un, yöreye ait ayçiçek yağı; servisinde ise Edirne Karaağaç ürünü doğal yoldan kurutulmuş kırmızı biber kullanılır.  Edirne’de tava ciğeri yiyebileceğiniz en iyi adresler Aydın Tava Ciğer, Ciğerci Niyazi usta ve Edirne ciğercisi Kemal Usta‘dır.

Edirne Köftesi
Edirne Köftesi

Rumeli damak zevkinin yarattığı bir lezzet olan Edirne köftesi, erkek dana eti ile hazırlanmaktadır. Karabiber, Kekip ve kimyonla çekilen et 12 saat bekletildikten sonra soğan ile birlikte yoğuruluyor. Yuvarlak, yumuşa ve lezzetli olan köfte yeşil biber, soğan, domates ve kırmızı biberden yapılan salça sosuyla servis edilmektedir. Edirne köftesi için ise uygun adresler Köfteci Osman ve Aydın Tava Ciğer. Köfteci Osman Edirne’de bir çok şubesi ile hizmet vermektedir.

Badem Ezmesi ve Kavala Kurabiyesi
Badem Ezmesi

 

Badem ezmesi Edirne mutfağının çok özel ve geleneksel bir lezzetidir. Yörenin meşhur bademlerinin Osmanlı mutfağından devşirilmiş geleneksel tariflerle tatlı, kurabiye ve helvalarda kullanıldığı ve aynı zamanda Deva-i Misk olarak bilinen ve geçmişinin Edirne’nin Osmanlı’ya başkentlik ettiği yıllara dayandığı söylenir. Badem Ezmesi, Mısırlı şekerci ustasının yöre mutfağına kazandırdığı özel bir lezzet olarak kabul ediliyor ve tarihi namı günümüze kadar uzanıyor. Edirne’de köklü gelenekten edinilmiş tecrübeler ile hazırlanan badem ezmeleri yörenin marka değeri yüksek turistik kazanımlarının başında yer alıyor.  En lezzetli Badem ezmesi ve Kavala kurabiyesi için Ezmen‘e uğramanız gerekiyor.

6-EDİRNE’DE NEREDE KALINIR?

Tarihi dokusuyla göz dolduran Edirne her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır. İçerisinde bir çok eser barındıran Edirne’yi gezebilmek için  dolu dolu iki güne ihtiyaç duyulurken, daha derinleme bir gezi için bir haftaya ihtiyacınız olacaktır.  Türkiye’nin en fazla turist ağırlayan kentleri arasında yer alan Edirne’de her bütçeye göre konaklama seçenekleri bulunmaktadır. Tarihi ve kültürel değerleri görmek için Edirne’yi ziyaret edenler daha çok merkezi otelleri tercih ederken, doğal güzellikleri görmek  yada yaz tatili için gelenler daha çok çevre otelleri tercih etmektedir.   Daha yüksek bir konfor tercih edenler için Margi otel,  RYS otel, Hilly otel, Ramada Hotel yüksek bütçeli oteller arasında yer alırken, Karaağaç Green Apart otel, Balkan hotel, Uygun otel daha uygun bütçeli oteller arasında yer almaktadır. Daha fazla otel seçeneği için;

Edirne Şehir Merkezine En Yakın Oteller için TIKLAYIN

En Uygun Fiyatlı Edirne Otelleri için TIKLAYIN

 

7-EDİRNE NASIL GEZİLİR?

Asırlar boyu bir çok medeniyete ev sahipliği yapan Edirne Türkiye’de gezilmesi gereken şehirlerin en başında gelmektedir. Tarihe tanıklık eden şehir Edirne’de gezilecek yerler arası mesafeler aslında yürüyüş mesafesindedir.  Bunun yanında şehir içi toplu ulaşım ETUS tarafından otobüs ve minibüsler ile sağlanmaktadır.  Özel aracı ile gelmeyip araç kiralamak isteyenler için Edirne’de rent acar ofisi sayısı da oldukça fazladır. 

1 – Edirne Rentacar: Uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren Edirne rentacar bakımlı araçları ile sorunsuz hizmet  sunmaktadır. Tel:0.536.6652490 Wepsite

2 – yolcu360 Rentacar: Yolcu360 onbinlerce müşterisine aradığı ideal aracı en uygun fiyet garantisi ile sağlamaktadır. Tel:0.850.3605360 Wep sitesi

ng>

3 – Emir Rentacar: 2010 yılından beri sektörde faaliyetleri sürdüren firma müşteri odaklı hizmet sunmaktadır. Tel: 0.539.5841357 Wep sitesi

                           

Sizlerde Edirne İlimiz hakkındaki gözlem, bilgi ve tecrübelerinizi yazımıza yorum yaparak paylaşımda bulunabilirsiniz. 

Comments

comments

Bize Yazın